Büyük ya da küçük, kamusal ya da özel tüm yapıların kamusal bir yüzü, yani bir cephesi vardır. Bu nedenle, istisnasız her yapı kamusal alanın niteliği üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etki yaratır; onu kalıcı ve köklü bir biçimde zenginleştirir ya da yoksullaştırır. Kentin mimarisi ve kamusal mekân, yasalar ve dil kadar ortak bir meseledir—bunlar nezaketin ve uygarlığın temelidir.





